TBMM’nin 22 Ekim 2026’da kabul ettiği, 27 Ekim’de Resmi Gazete’ye giren 7596 sayılı Kanun, tasfiyeye alınan yatırım fonlarında satış emri verip parası ödenmeyen yatırımcıların hukuki konumunu belirledi. Kanuna göre bu yatırımcılar fonun alacaklısı değil, pay sahibi olarak ele alınacak. Satış emri verenlerin bir bölümü ise bu sonucu kabul etmiyor.
Aşağıda kanunun ne dediği, PBLK fon davası için değerlendirilen yargı yolları, SPK’nın tutumu ve ödemelerin işleyişi ele alınıyor.
Kanun Metni PBLK’lılar Hakkında Ne Söylüyor?
Yatırımcıların hesabında PBLK ibaresi, satış işlemi sürdüğü için payın bloke edildiğine işaret ediyor. Kanunun 3. maddesinin 5. fıkrası bu yatırımcıları doğrudan hedef alıyor. Metne göre fonun temerrüdü ya da fiyat açıklamaması yüzünden gerçekleşmeyen ve 17 Eylül 2026’ya kadar TEFAS’a gönderilmiş talimatlarda payı bloke edilenler, “fon pay sahibi” olarak tasfiye kurallarına bağlı (7596 s. K. m.3/5). Yani kanun, yatırımcıyı alacaklı değil ortak konumuna yerleştiriyor.
Dikkat çeken ikinci nokta yürürlük hükmüdür. Kanun yayımıyla yürürlüğe girdi. Ama etkisi 17 Eylül 2026’ya çekildi (m.8). Fonların tasfiyeye alındığı tarih de 17 Eylül’dür. Düzenleme böylece yayımından haftalar önceki bir duruma uygulanıyor.

Yatırımcılar Hangi Yargı Yollarını Değerlendiriyor?
PBLK fon davası açmayı düşünen yatırımcının önünde iki ayrı yargı kolu var: adli yargı ve idari yargı. Hangisinin seçileceği, talebin kime yöneltildiğine ve hangi işlemden doğduğuna bağlı. Aşağıdaki başlıklar bu yolları ve ilgili süreleri özetliyor.
Adli Yargıda Alacak Davası
Adli yargıda tasfiyeyi yürüten bankaya karşı alacak davası gündemde. Bu işi Tera fonlarında İş Bankası, öteki altı kurucunun fonlarında Ziraat Bankası üstleniyor (Bülten 2026/61, A/1). Kimin davalı gösterileceği dosyaya göre belirleniyor. Uyuşmazlık ticari dava sayılırsa arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). İşlem tüketici işlemi sayılırsa 6502 sayılı Kanunun 73/A maddesi bakımından ayrıca kontrol yapılması gerekir.
İdari Yargıda İptal ve Tam Yargı Davası
İdari yargıda SPK işlemlerine karşı iptal ve tam yargı davası açılabileceği ileri sürülüyor (İYUK m.12). İptal davasında dava süresi 60 gündür (İYUK m.7). Zarar tazmini isteniyorsa önce idareye başvurulur. Bu başvuru eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her halde eylemden itibaren 5 yıl içinde yapılır. İdare 30 gün içinde cevap vermezse istem zımnen reddedilmiş sayılır ve bundan sonra 60 gün içinde dava açılabilir (İYUK m.13). Dava konusu yapılabilecek işlemin belirlenmesi ayrıca önem taşıyor. Genel çerçeve için idari işlemin iptali davası yazısına bakılabilir.
Tedbir Talebi
Adli yargıda ihtiyati tedbir HMK m.389 kapsamında, idari yargıda yürütmenin durdurulması İYUK m.27 kapsamında istenebiliyor. Kanundaki haciz ve tedbir yasağı yalnız TMSF’deki geri kazanım hesabı için öngörülmüş, fon malvarlığı için böyle bir yasak yok (7596 s. K. m.6/5).
Anayasa’ya Aykırılık İtirazı
Yatırımcı kanunu tek başına Anayasa Mahkemesi’ne taşıyamıyor. Yol, görülen bir davada itiraz ileri sürmekten geçiyor (Anayasa m.152). Geriye etkili yürürlüğün mülkiyet hakkı ve hukuki güvenlik bakımından tartışılacağı beklenebilir. Konuya ilişkin bir mahkeme kararı tespit edilemedi. 28 Ekim 2026 itibarıyla sonuç belirsiz.
Süreç Hangi Tarihlerde İlerledi?
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 17 Eylül 2026 | Yedi portföy şirketine ait fonlar işleme kapandı, tasfiye kararı verildi |
| 28 Eylül 2026 | SPK, 16 Eylül’e kadar iletilmiş ve gerçekleşmemiş talimatları tasfiyeye dahil etti |
| 22 Ekim 2026 | Kanun kabul edildi; SPK takas kesinliği ve PBLK konusunda açıklama yaptı |
| 27 Ekim 2026 | Kanun yayımlandı; SPK ara ödeme usulünü belirledi |
SPK ve Yatırımcılar Neden Aynı Yerde Durmuyor?
Tartışmanın merkezinde takasın kesinliği ilkesi var. SPKn’nın 79. maddesi, tasfiyeye girişilse bile takasın geri çevrilemeyeceğini öngörüyor ve tartışmanın dayanağı bu hüküm (m.79/1). Yatırımcı cephesi, tasfiye kararından önce TEFAS’a ulaşmış bir satış emrinin bu korumanın içinde olduğunu söylüyor. Emri veren kişi fonun ortağı değil, satış bedelinin alacaklısıdır.
Kurum aynı fikirde değil. 22 Ekim tarihli duyuruda TEFAS’taki her satış talimatının kendiliğinden bir takas olmadığı vurgulanıyor. Takas, para yatırımcıya geçtiğinde ve katılma payı kayıttan silindiğinde bitiyor. Duyuruya göre PBLK kaydı bulunanlar, diğer fon pay sahipleriyle birlikte 455.758 kişilik grubun içinde yer alıyor.
Ödemeler Bakımından Ne Değişiyor?
Pay sahibi sayılmanın pratik sonucu ödeme hesabında görülüyor. Fon nakdi payların değerini karşılamazsa kanun ödemede esas alınacak tutarı net yatırım tutarı olarak belirliyor ve hesabı MKK’ya bırakıyor (m.4/1). SPK’nın 27 Ekim tarihli açıklaması ara ödemeyi şu üç değerden küçüğüne bağlıyor:
- endeksleme yapılmamış net yatırım tutarı,
- bir gün önceki pay değeri,
- 1 milyon TL tavanı.
Ödemeye unvanında “para piyasası” geçen fonlardan başlanacak. Ölçüt, satış emrindeki fiyat değil net yatırım tutarıdır. SPK’nın 27 Ekim açıklamasında blokeli paylara özgü ayrı bir ödeme kuralı görülmüyor.
Ödeme sırası da yatırımcıların itirazlarından biri. Kurul Bülteni 2026/61, satış emri verilip gerçekleştirilmeyen iade talimatlarının karşılığının fon hesabına borç olarak yazılacağını ve elde edilen nakitle öncelikli ödeneceğini öngörmüştü (A/6). SPK’nın 28 Eylül açıklaması ise 16 Eylül ve öncesinde iletilip temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatların tasfiye kapsamında olduğunu bildirdi. Bülten hükmüyle bu açıklamanın ilişkisi yatırımcı tarafında tartışılıyor.
Belirsiz Kalan Üç Soru
- Satış emri verilmiş ama nakit hesaba geçmemiş bir işlem, takasın kesinliği ilkesi bakımından tamamlanmış sayılabilir mi?
- Geriye etkili yürürlük hükmü, özel hukuktan doğan bir alacağı sonradan pay sahipliğine çevirebilir mi?
- 17 Eylül’de verilip TEFAS tarafından iptal edilen emirler, kanundaki “17 Eylül ve öncesi” ifadesinin içinde mi?
Son soru özellikle dikkat çekiyor. SPK, 28 Eylül duyurusunda 17 Eylül talimatlarının iptal edildiğini bildirmişti. Kanun ise tarih sınırını 17 Eylül dahil olacak biçimde çiziyor.
Sıkça Sorulan Sorular
PBLK’lı yatırımcıya ödeme yapılacak mı?
Kanun PBLK’lıları pay sahibi saydığı için genel ödeme kurallarının onlara da uygulanması bekleniyor. Ara ödeme zorunlu değildir, Kurulun belirlediği fonlarda yapılabilir.
PBLK fon davası adli yargıda mı, idari yargıda mı açılır?
Talebin kime yöneldiğine göre değişiyor. Tasfiyeyi yürüten bankaya karşı alacak davası adli yargıda, SPK işlemlerine karşı iptal ve tam yargı davası idari yargıda gündeme geliyor. İptal davası süresi 60 gündür (İYUK m.7). Somut dosyada hangi yolun uygun olduğu emir kayıtlarına bakılarak belirlenir.
Kanun yayımlandı, dava hakkı bitti mi?
Hayır. Kanun ödeme esaslarını belirledi ancak yargı yolunu kapatmadı. Bu yolların sonucu ise belirsiz.
17 Eylül’de emir verenler PBLK’lı sayılır mı?
SPK bu emirlerin TEFAS tarafından iptal edildiğini bildirdi. Sahiplerine, tasfiyeden arta kalandan payları oranında ödeme yapılacak.
Ara ödemeyi almak dava açmaya engel olur mu?
Kendiliğinden engel olmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.02.2023 tarihli kararında, çekincesiz kısmi ifanın bakiyeden feragat sayılmadığı gerekçesini onadı (E.2021/5446, K.2023/1070). İmzalanan metinde alacağın kalanından vazgeçildiği yazıyorsa durum değişebilir.
Bu yazı hukuki görüş yerine geçer mi?
Hayır. Yazı 28 Ekim 2026 itibarıyla genel bilgi verir. Somut dosyada emir kayıtları incelenmeden sonuç söylenemez. Bir avukata danışılabilir.