Ceza Hukuku

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU (TCK 257)

Görevi kötüye kullanma suçu nedir? TCK 257 maddesi kapsamındaki suçun unsurları, görevi ihmal suçunun cezası ve Yargıtay kararları ışığında tüm merak edilenleri içeren, hazırladığımız bu rehberde; haklarınızı korumanız için bilmeniz gereken kritik hukuki detayları bulacaksınız.

GENEL OLARAK GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

Bireylerin, kamu görevlilerinin görevlerini hukuka uygun, tarafsız ve dürüst bir şekilde yerine getirdiklerine dair duydukları güven, hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Bu güvenin sarsılması, sadece bireyleri değil, toplumun tamamını ve devlet mekanizmasının işleyişini olumsuz etkiler. Bu nedenle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde görevi kötüye kullanma suçunu düzenleyerek kamu otoritesini ve vatandaşların haklarını koruma altına almıştır.

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi veya görevini yaparken ihmal ya da gecikme göstermesiyle oluşur. Bu suç, kamu idaresinin disiplinli ve düzenli işlemesini sağlamayı amaçlar.

TCK’NIN 257. MADDESİ NEDİR?

Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunun temel düzenleme alanıdır. Madde, kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını veya görevlerini ihmal etmelerini iki temel fıkra altında cezai yaptırıma bağlar:

  1. İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma (257/1): Kamu görevlisinin aktif bir hareketle görevinin gereklerine aykırı davranmasıdır.
  2. İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma (257/2): Kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapmaması, ihmal etmesi veya geciktirmesidir.

Daha önce maddede yer alan ve “basit rüşvet” olarak bilinen üçüncü fıkra, 2012 yılında yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu fıkranın ilga edilmesiyle, görevini yapması karşılığında çıkar sağlayan kamu görevlisinin fiilleri, somut olayın özelliklerine göre artık rüşvet veya irtikap suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK NE DEMEK?

Hukuki anlamda görevi kötüye kullanmak, kamu görevlisine kamu yararı gözetilerek verilen yetkilerin, bu amaç dışında, kişisel menfaat, intikam veya keyfiyet gibi nedenlerle kullanılmasıdır. Görevin gereklerine aykırı hareket etmek; kanuni yetkinin aşılması, yasaların belirlediği usul ve şekillere uyulmaması veya takdir yetkisinin kamu yararı yerine özel çıkarlar için kullanılması şeklinde tezahür edebilir.

Bu suçun oluşabilmesi için ortada kamu görevlisinin görevine giren, hukuken yerine getirmekle yükümlü olduğu bir iş veya fiil bulunmalıdır. Olmayan bir yetkinin veya görev alanına girmeyen bir işin kötüye kullanılması bu suçu oluşturmaz; bu durumda koşulları varsa “kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi” gibi farklı suç tipleri gündeme gelebilir.

SUÇUN FAİLİ KİMDİR? KAMU GÖREVLİSİ KAVRAMI

Görevi kötüye kullanma suçu, hukuk tekniği açısından bir “özgü suç”tur. Bu, suçun failinin ancak belirli bir sıfata sahip olan kişiler olabileceği anlamına gelir. TCK 257 kapsamında bu sıfat “kamu görevlisi” olmaktır.

TCK’nın 6. maddesine göre kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Bu tanım oldukça geniştir ve şunları kapsar:

  • Atanmış memurlar ve sözleşmeli personeller.
  • Seçilmiş belediye başkanları, muhtarlar ve meclis üyeleri.
  • Barolar tarafından atanan zorunlu müdafiler ve bilirkişiler.
  • Özel kanunları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı öngörülen kooperatif yöneticileri veya özel öğretim kurumu çalışanları.

Kamu görevlisi olmayan kişiler bu suçun faili olamazlar; ancak suça azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilirler.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNUN ORTAYA ÇIKTIĞI HALLER

Modern ceza hukukumuzda bu suç artık bir “zarar suçu” olarak düzenlenmiştir. Yani kamu görevlisinin sadece görevinin gereklerine aykırı davranması cezalandırma için yeterli değildir. Suçun tamamlanmış sayılması için aşağıdaki üç sonuçtan en az birinin gerçekleşmiş olması şarttır:

1. KİŞİLERİN MAĞDURİYETİNE NEDEN OLMAK

Buradaki mağduriyet kavramı sadece ekonomik zararla sınırlı değildir. Kişilerin medeni, siyasi veya sosyal haklarının ihlal edilmesi, bir sınavda başarılı olmasına rağmen başarısız gösterilmesi ya da adil yargılanma hakkının engellenmesi gibi durumlar da mağduriyet kapsamındadır. Örneğin, bir savcının soruşturma dosyalarını makul sürede sonuçlandırmayarak şüphelilerin durumunu askıda bırakması bir mağduriyet sebebidir.

2. KAMUNUN ZARARINA NEDEN OLMAK

Kanunda sadece kişilerin zarara uğraması durumu değil kamunun zarara uğraması hali de sayılmıştır. Kamu zararı, kamu idaresinin malvarlığında meydana gelen somut ve ekonomik eksilmeyi ifade eder. Yargıtay, kamu zararının belirlenmesinde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu‘ndaki kriterlerin esas alınmasını arar. Manevi veya soyut nitelikteki “itibar kaybı” gibi durumlar, tek başına kamu zararı olarak değerlendirilmemelidir; zarar somut ve maddi olmalıdır.

3. KİŞİLERE HAKSIZ BİR MENFAAT SAĞLAMAK

Kamu görevlisinin mevzuata aykırı davranarak bir başkasına hukuka aykırı olarak sağladığı her türlü yarar bu kapsamdadır. 2010 yılındaki değişiklikle kanundaki “kazanç” kelimesi “menfaat” olarak güncellenmiş, böylece sağlanan yararın sadece nakdi/ekonomik olması değil, manevi veya cinsel nitelikte olması da suç kapsamına dahil edilmiştir.

GÖREVİ İHMAL SUÇU NEDİR? (TCK 257/2)

Halk arasında “görevi ihmal” olarak bilinen fiil, TCK 257/2 maddesinde “görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek” şeklinde tanımlanır. İhmali davranış, hukuk düzeninin emrettiği bir hareketin bilerek ve isteyerek yapılmamasıdır. Gecikme ise, işin yapılması gereken yasal sürenin veya makul vaktin geçmesinden sonra ifa edilmesidir.

Görevi İhmale Örnekler:

  • İcra müdür yardımcısının haciz yapması gereken yere gitmemesi.
  • Kolluk görevlilerinin bir kazaya müdahale etmemesi.
  • Doktorun acil hastaya gerekli tetkikleri yapmadan taburcu etmesi ve bu gecikmenin mağduriyet doğurması.
  • İtfaiye ekiplerinin haklı bir neden olmaksızın yangın mahalline geç gitmesi ve zararın artması.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA CEZASI NE KADARDIR?

Görevi kötüye kullanma suçunda ceza miktarı, fiilin işleniş şekline (icrai veya ihmali) göre farklılık gösterir:

  • İcrai Hareketle İşlenen Suçun Cezası (TCK 257/1): Görevinin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • İhmali Hareketle İşlenen Suçun Cezası (TCK 257/2): Görevini yapmakta ihmal veya gecikme gösteren kamu görevlisi, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Mahkemece verilen ceza miktarı 1 yıl veya daha az ise, şartları varsa adli para cezasına çevrilebilir veya hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilir. Ayrıca, sanığın sicili temizse ve diğer yasal koşullar mevcutsa “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” (HAGB) kararı verilmesi de mümkündür.

MANEVİ UNSUR: KAST VE HATA

Görevi kötüye kullanma suçu ancak kasten işlenebilir; bu suçun taksirli (dikkatsizlik sonucu) hali cezalandırılmaz. Fail, kamu görevlisi olduğunu ve yaptığı hareketin görevinin gereklerine aykırı olduğunu bilmeli, bu hareketin sonucunda mağduriyet, zarar veya haksız menfaat doğacağını öngörmelidir.

Failin yaptığı işin görevine girdiğini bilmemesi veya görevinin sınırları konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi (fiili hata), kastı ortadan kaldırabilir. Örneğin, karmaşık bir mevzuat değişikliği nedeniyle yetkisini aştığını fark etmeyen bir bürokratın durumu, somut olayın şartlarına göre “hata” kapsamında değerlendirilebilir.

MAHKEME KARARLARININ UYGULANMAMASI

Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca, idare ve kamu görevlileri mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu kararları değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremezler. Yargı kararlarını kasten uygulamayan veya kararın etkisini ortadan kaldıracak işlemler yapan kamu görevlisi, görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu tutulur.

Yargıtay ve Danıştay kararlarına göre, örneğin bir memurun görevine iade kararını uygulamayan veya kişiyi iade edip aynı gün haksız yere başka bir yere süren idareci, bu suçu işlemiş sayılır. Mahkeme kararının uygulanmaması bazen ihmal (kararı uygulamamak) bazen de icrai bir hareketle (karara aykırı işlem yapmak) gerçekleşebilir.

SORUŞTURMA USULÜ VE ŞİKAYET SÜRESİ

Görevi kötüye kullanma suçu, kural olarak “şikayete tabi” değildir. Yani savcılık, bir suç işlendiğini öğrendiği anda kendiliğinden (re’sen) soruşturma başlatır. Ancak kamu görevlileri hakkında soruşturma açılabilmesi, genellikle 4483 sayılı Kanun uyarınca ilgili kurumdan (valilik, kaymakamlık veya bakanlık) soruşturma izni alınmasına bağlıdır.

Zamanaşımı Süreleri:

  • Dava Zamanaşımı: Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır. Bu süre içinde dava açılmaz veya sonuçlanmazsa dosya düşer.
  • Ceza Zamanaşımı: Kesinleşmiş bir mahkumiyetin infaz edilebilmesi için sınır 10 yıldır.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDA YARGITAY KARARLARI

Yargıtay’ın bu suça yaklaşımı, “her kural ihlalinin suç olmadığı” yönündedir. Suçun oluşması için mutlaka somut bir mağduriyet veya zarar aranmaktadır.

  • Avukatların Durumu: Avukatlar, baro tarafından atandıkları görevlerde (CMK müdafiliği gibi) veya yargı görevi sayılan işlerde kamu görevlisi kabul edilir ve bu görevleri ihmal etmeleri halinde TCK 257/2 uyarınca cezalandırılabilirler.
  • Doktorların Sorumluluğu: Bir doktorun tıbbi hata (malpraktis) yapması her zaman bu suçu oluşturmaz. Eğer doktorun ihmali sonucunda bir ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, öncelikle taksirle öldürme veya yaralama suçları incelenir. Ancak ölüm ile ihmal arasında doğrudan bağ kurulamıyorsa, sadece görevin gereklerini yapmadığı için TCK 257/2 gündeme gelebilir.
  • Kolluk Görevlileri: Gözaltına alınan bir kişiye dair gerekli evrakları tutmayan veya Cumhuriyet Savcısına bilgi vermeden şüpheliyi serbest bırakan polis memurunun eylemi icrai davranışla görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilmiştir.

 

Avukata Sor


SIKÇA SORULAN SORULAR

GÖREVİ İHMAL SUÇU NEDİR?

Kamu görevlisinin kanunla kendisine verilen görevleri hiç yapmaması veya yasada belirtilen sürede yerine getirmeyerek gecikmeye neden olmasıdır. Bu suçun oluşması için bir mağduriyet, zarar veya haksız menfaatin doğması gerekir.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNUN MAĞDURU KİM OLABİLİR?

Suçun doğrudan mağduru, kamu idaresinin işleyişini temsil eden devlettir. Ancak kamu görevlisinin fiili nedeniyle hakkı ihlal edilen, maddi veya manevi zarar gören her gerçek veya tüzel kişi de bu suçtan “zarar gören” sıfatıyla davaya katılabilir.

GÖREVI KÖTÜYE KULLANMA SUÇU İÇİN ŞİKAYET SÜRESİ NE KADARDIR?

Bu suç şikayete tabi olmadığı için 6 aylık bir şikayet süresi yoktur. Suçun işlendiği andan itibaren 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde her zaman ihbar edilebilir veya soruşturulabilir.

GÖREVI KÖTÜYE KULLANMA ZAMANAŞIMI KAÇ YILDIR?

Dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Eğer mahkumiyet kararı verilmiş ve kesinleşmişse, bu cezanın infazı için zamanaşımı süresi 10 yıldır.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMADA ETKİN PİŞMANLIK VAR MI?

TCK’da görevi kötüye kullanma suçu için özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu sebeple etkin pişmanlık hükümleri bu suça uygulanmayacaktır.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU TEMYİZE TABİ Mİ?

Asliye Ceza Mahkemeleri tarafından verilen kararlar önce İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) incelemesine tabi tutulur. İstinafın belirli sınırları aşan kararları için Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılabilir. Ancak 2 yıla kadar hapis cezası öngörülen suçlarda doğrudan temyiz hakkı kısıtlı olabilir.

ÖZEL SEKTÖR ÇALIŞANI BU SUÇU İŞLEYEBİLİR Mİ?

Hayır, bu suç sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Ancak özel sektör çalışanı, bir kamu görevlisini bu suçu işlemeye azmettirirse veya ona yardım ederse, şerik sıfatıyla cezalandırılabilir.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA CEZASI ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLİR Mİ?

Evet, mahkemece hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az süreli ise, sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak adli para cezasına çevrilebilir.

POLİSİN YETKİSİNİ AŞMASI GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA MIDIR?

Eğer polisin yetki aşımı işkence, kasten yaralama veya konut dokunulmazlığını ihlal gibi daha ağır bir suç oluşturmuyorsa, TCK 257 kapsamında görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilir.

MAĞDURUN RIZASI SUÇU ORTADAN KALDIRIR MI?

Hayır. Bu suçla korunan hukuki menfaat kamu idaresinin saygınlığı ve düzenidir. Dolayısıyla, bir vatandaşın kamu görevlisinin kural dışı işlemine rıza göstermesi fiili suç olmaktan çıkarmaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu